إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
Itha waqaAAati alwaqiAAatu
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
Itha waqaAAati alwaqiAAatu
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ
Laysa liwaqAAatiha kathibatun
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
خَافِضَةٞ رَّافِعَةٌ
Khafidatun rafiAAatun
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجّٗا
Itha rujjati alardu rajjan
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسّٗا
Wabussati aljibalu bassan
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
فَكَانَتۡ هَبَآءٗ مُّنۢبَثّٗا
Fakanat habaan munbaththan
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجٗا ثَلَٰثَةٗ
Wakuntum azwajan thalathatan
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ
Faashabu almaymanati ma ashabu almaymanati
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ
Waashabu almashamati ma ashabu almashamati
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ
Waalssabiqoona alssabiqoona
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır
أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
Olaika almuqarraboona
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
فِي جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Fee jannati alnnaAAeemi
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
ثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
Thullatun mina alawwaleena
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
وَقَلِيلٞ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
Waqaleelun mina alakhireena
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
عَلَىٰ سُرُرٖ مَّوۡضُونَةٖ
AAala sururin mawdoonatin
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ
Muttakieena AAalayha mutaqabileena
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنٞ مُّخَلَّدُونَ
Yatoofu AAalayhim wildanun mukhalladoona
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
بِأَكۡوَابٖ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسٖ مِّن مَّعِينٖ
Biakwabin waabareeqa wakasin min maAAeenin
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ
La yusaddaAAoona AAanha wala yunzifoona
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
وَفَٰكِهَةٖ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
Wafakihatin mimma yatakhayyaroona
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
وَلَحۡمِ طَيۡرٖ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ
Walahmi tayrin mimma yashtahoona
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
وَحُورٌ عِينٞ
Wahoorun AAeenun
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ
Kaamthali allului almaknooni
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Jazaan bima kanoo yaAAmaloona
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوٗا وَلَا تَأۡثِيمًا
La yasmaAAoona feeha laghwan wala tatheeman
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler
إِلَّا قِيلٗا سَلَٰمٗا سَلَٰمٗا
Illa qeelan salaman salaman
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ
Waashabu alyameeni ma ashabu alyameeni
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
فِي سِدۡرٖ مَّخۡضُودٖ
Fee sidrin makhdoodin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
وَطَلۡحٖ مَّنضُودٖ
Watalhin mandoodin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
وَظِلّٖ مَّمۡدُودٖ
Wathillin mamdoodin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
وَمَآءٖ مَّسۡكُوبٖ
Wamain maskoobin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
وَفَٰكِهَةٖ كَثِيرَةٖ
Wafakihatin katheeratin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
لَّا مَقۡطُوعَةٖ وَلَا مَمۡنُوعَةٖ
La maqtooAAatin wala mamnooAAatin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
وَفُرُشٖ مَّرۡفُوعَةٍ
Wafurushin marfooAAatin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءٗ
Inna anshanahunna inshaan
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا
FajaAAalnahunna abkaran
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
عُرُبًا أَتۡرَابٗا
AAuruban atraban
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
Liashabi alyameeni
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
ثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
Thullatun mina alawwaleena
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
وَثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
Wathullatun mina alakhireena
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ
Waashabu alshshimali ma ashabu alshshimali
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
فِي سَمُومٖ وَحَمِيمٖ
Fee samoomin wahameemin
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
وَظِلّٖ مِّن يَحۡمُومٖ
Wathillin min yahmoomin
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
لَّا بَارِدٖ وَلَا كَرِيمٍ
La baridin wala kareemin
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ
Innahum kanoo qabla thalika mutrafeena
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ
Wakanoo yusirroona AAala alhinthi alAAatheemi
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
Wakanoo yaqooloona aitha mitna wakunna turaban waAAithaman ainna lamabAAoothoona
Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
Awa abaona alawwaloona
Önce gelip geçmiş babalarımız da mı
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ
Qul inna alawwaleena waalakhireena
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمٖ مَّعۡلُومٖ
LamajmooAAoona ila meeqati yawmin maAAloomin
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ
Thumma innakum ayyuha alddalloona almukaththiboona
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar
لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرٖ مِّن زَقُّومٖ
Laakiloona min shajarin min zaqqoomin
Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz
فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
Famalioona minha albutoona
Karınlarınızı onunla dolduracaksınız
فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ
Fashariboona AAalayhi mina alhameemi
Onun üzerine kaynar su içeceksiniz
فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ
Fashariboona shurba alheemi
Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz
هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ
Hatha nuzuluhum yawma alddeeni
İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur
نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ
Nahnu khalaqnakum falawla tusaddiqoona
Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ
Afaraaytum ma tumnoona
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ
Aantum takhluqoonahu am nahnu alkhaliqoona
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ
Nahnu qaddarna baynakumu almawta wama nahnu bimasbooqeena
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ
AAala an nubaddila amthalakum wanunshiakum fee ma la taAAlamoona
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ
Walaqad AAalimtumu alnnashata aloola falawla tathakkaroona
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ
Afaraaytum ma tahruthoona
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّـٰرِعُونَ
Aantum tazraAAoonahu am nahnu alzzariAAoona
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمٗا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ
Law nashao lajaAAalnahu hutaman fathaltum tafakkahoona
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ
Inna lamughramoona
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
Bal nahnu mahroomoona
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ
Afaraaytumu almaa allathee tashraboona
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ
Aantum anzaltumoohu mina almuzni am nahnu almunziloona
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجٗا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ
Law nashao jaAAalnahu ojajan falawla tashkuroona
Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ
Afaraaytumu alnnara allatee tooroona
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ
Aantum anshatum shajarataha am nahnu almunshioona
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةٗ وَمَتَٰعٗا لِّلۡمُقۡوِينَ
Nahnu jaAAalnaha tathkiratan wamataAAan lilmuqweena
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
Fasabbih biismi rabbika alAAatheemi
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et
۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Fala oqsimu bimawaqiAAi alnnujoomi
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٞ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ
Wainnahu laqasamun law taAAlamoona AAatheemun
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانٞ كَرِيمٞ
Innahu laquranun kareemun
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
فِي كِتَٰبٖ مَّكۡنُونٖ
Fee kitabin maknoonin
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ
La yamassuhu illa almutahharoona
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
تَنزِيلٞ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Tanzeelun min rabbi alAAalameena
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ
Afabihatha alhadeethi antum mudhinoona
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz
وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ
WatajAAaloona rizqakum annakum tukaththiboona
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz
فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ
Falawla itha balaghati alhulqooma
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
وَأَنتُمۡ حِينَئِذٖ تَنظُرُونَ
Waantum heenaithin tanthuroona
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ
Wanahnu aqrabu ilayhi minkum walakin la tubsiroona
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ
Falawla in kuntum ghayra madeeneena
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
TarjiAAoonaha in kuntum sadiqeena
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ
Faamma in kana mina almuqarrabeena
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
فَرَوۡحٞ وَرَيۡحَانٞ وَجَنَّتُ نَعِيمٖ
Farawhun warayhanun wajannatu naAAeemin
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
Waamma in kana min ashabi alyameeni
Eğer defteri sağdan verilenlerden ise
فَسَلَٰمٞ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
Fasalamun laka min ashabi alyameeni
Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
Waamma in kana mina almukaththibeena alddalleena
Eğer, sapık yalancılardan ise
فَنُزُلٞ مِّنۡ حَمِيمٖ
Fanuzulun min hameemin
Ona kaynar sudan konukluk sunulur
وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ
Watasliyatu jaheemin
Cehenneme sokulur
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ
Inna hatha lahuwa haqqu alyaqeeni
Doğrusu kesin gerçek budur
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
Fasabbih biismi rabbika alAAatheemi
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et